Yeni Bir Kanun Yolu: İstinaf

05 Ocak 2017

Av. Dr. Umut KOLCUOĞLU

Bölge adliye mahkemeleri, namıdiğer istinaf mahkemeleri, geçtiğimiz temmuz ayında göreve başladı. Bu mahkemelerinin kurulması 2004 yılında çıkartılan kanun ile öngörülmüşken, arka arkaya yapılan ertelemeler nedeniyle göreve başlamaları tam 12 yıl sonra gerçekleşti. Böylece, hukuk sistemimize yeni bir kanun yolu girmiş oldu: İstinaf.

Yargıdaki iş yükünün azaltılması amacıyla faaliyete geçirilen bölge adliye mahkemeleri, ilk derece mahkemeleri ile Yargıtay arasında görev yapacak. Böylece, ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurulacak. Ancak bu mahkemelerinin yapacağı inceleme temyizden farklı. Bölge Adliye Mahkemesi, ya istinaf başvurusunu reddedecek ya da ilk derece mahkemesinin kararında hata gördüğü takdirde dosyaya ilişkin yeniden karar verecek. Bunun için duruşma yaparak tanık çağırabilecek, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırabilecek; istisnai hallerde yeni delil gösterilmesi dahi mümkün.

Bazı istisnalar dışında, bölge adliye mahkemesinin kararı temyize açık. Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kararını uygun bulursa karar kesinleşecek; kararın hukuka aykırı olduğunu tespit ederse bozma kararı vererek, dosyayı ilk derece mahkemesine veya bölge adliye mahkemesine geri gönderecek. Ancak bazı davalar doğrudan bölge adliye mahkemesinde kesinleşecek. Örneğin, toplam beş yıla kadar hapis cezası ya da adli para cezası gerektiren suçlara ilişkin ceza davaları ile değeri kırk bin liraya kadar olan hukuk davaları, bölge adliye mahkemelerinde karara bağlanacak ve Yargıtay’a götürülemeyecek. Ancak mevcut davalar bakımından, yalnızca 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra verilmiş ilk derece kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek.

Bölge adliye mahkemelerinin 15 farklı ilde kurulması planlanıyordu. Ancak mahkemeler arasında çıkabilecek görüş farklılıklarını bertaraf edilmesi amacıyla Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla bu sayı yediye indirildi ve bölge adliye mahkemeleri, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Erzurum, Samsun ve Gaziantep’te göreve başladı. Dolayısıyla 81 ilin bulunduğu Türkiye’de en az altı il, her bir bölge adliye mahkemesinin görev çevresine girmiş oldu; yargı çevresi içindeki bir şehre karayolu ile yaklaşık beş saat mesafede şehirlerden söz ediyoruz. Bir örnek verelim: Sivas, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin yargı çevresine dâhil. Sivas’taki bir ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurursanız ve bölge adliye mahkemesi duruşma yapılmasına karar verirse tanıklarla birlikte Ankara’ya gitmeniz gerekecek. Türkiye’de bölge adliye mahkemelerinin sayısı yedi ile sınırlı kalmışken bu sayı istinaf sistemini benimsemiş, nüfus ve yüzölçümü açısından Türkiye ile kıyaslanabilir olan Fransa’da ise 35. Dolayısıyla, bölge adliye mahkemelerinin sadece hukuken değil fiilen de erişilebilir olması açısından Türkiye’de de bu sayının makul bir seviyeye yükseltilmesi gerekecektir.

Bölge adliye mahkemelerinin kurulması ile birlikte Yargıtay’ın iş yükünün azalacağı şüphesiz. Hedeflenen, iş yükünün azalması ile birlikte dosyaların da yıllarca Yargıtay’da beklememesi. Mevcut sistemde, dosya uzun süre Yargıtay’da bekledikten sonra karar bozulursa dosya ilk derece mahkemesine geri dönüyor ve süreç yeniden başlıyor. Böylece, kararın kesinleşmesi beş altı seneyi bulabiliyor. İstinaf sisteminde Yargıtay öncesi kararın hatasız ve adil bir inceleme sürecinden geçmesi ile sürecin hızlanması amaçlanıyor. Ayrıca istinaf süreciyle Yargıtay denetleme görevinden çok, içtihat mahkemesi olarak hareket edebilecek. Ancak bunun için yetişmiş ve tecrübeli hâkimlerin bölge adliye mahkemelerinde görev yapması şart. Aksi halde, hedefl enenden çok daha olumsuz bir tablonun ortaya çıkması ve halihazırda uzun olan yargılama sürelerinin daha da uzaması söz konusu olabilir. Her ne kadar istinafın uygulamasıyla ilgili bir kanaate ulaşmak için henüz erken olsa da tecrübeli hakimlerin görev yapacağı bölge adliye mahkemelerinin sayısının artırılması ilk planda düşünülmelidir.

Kaynak: Dünya Gazetesi