MDERGI/8757A.005

(Nisan 2018 Sayı 172)

KURUMLAR VERGİSİ BEYANNAMESİ DÜZENLENMESİ SIRASINDA

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Yunus SÜRMELİ – Vergi Müfettiş Yrd.

Sinan DAĞ – Vergi Müfettiş Yrd.

Özet

Kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur. Beyanname, ilgili bulunduğu hesap döneminin sonuçlarını içerecek şekilde her mükellefin vergiye tabi kazancının tamamını kapsayacak olup tek beyanname ile verilir. Ancak, tüzel kişiliği bulunmayan iktisadi kamu kuruluşları ile dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerden her biri için, bunların bağlı olduğu kamu tüzel kişileri ile dernek ve vakıflar tarafından ayrı beyanname verilir. Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilmektedir. Kurumlar Vergisi Kanunu ve bu kanunun açıklanmasına yarayan tebliğ, sirküler, özelgeler ise temel olarak doğru bir vergi beyannamesini vermeye olanak sağlayan yasal düzenlemelerdir. Bu çalışmamızda mükelleflerin doğru bir vergi beyannamesi vermeleri için dikkat etmeleri gereken hususların neler olduğu makalemizin konusunu teşkil etmektedir.

Anahtar Kelimeler: Kurumlar vergisi beyanı, beyanname, diğer indirim ve istisnalar, zarar mahsubu, vergi mahsubu, ticari kar, mali kar.

Giriş

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Beyan Esası" başlıklı 14. maddesine göre, "(8) Beyannamelerin şekil, içerik ve ekleri Maliye Bakanlığınca belirlenir. Mükellefler beyanlarını bu beyanname ile yapmak veya bu beyannamelerde yazılı bilgilere uygun olarak bildirmek zorundadır." Bu kanun hükmünde belirtildiği üzere beyannamenin içeriği, yani hangi satırda nelerin yer alacağı, ticari bilanço karından başlayıp kanunen kabul edilmeyen giderlerin nerede yer alacağı indirimlerin hangi başlık altında olacağı ve diğer indirimlerin hangi satırda yer alacağı vb. İdare tarafından düzenlenen beyanname ile belirlenir. Mükellefler de İdare tarafından hazırlanan beyannameye uygun bildirimde bulunmaları gerekmektedir. Aksi durumda Vergi Usul Kanununun 352. maddesi kapsamında vergi beyannameleri, bildirimler, evrak ve vesikaların kanunen belli  şekil ve muhteviyatı ve ekleri ile bunlarla ilgili olarak yapılan diğer düzenlemelere ilişkin hükümlere uyulmamış olması durumunda usulsüzlük cezası işleyecekleri ve vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık bildirilmesi dolayısıyla resen takdir gerektireceğinde vergi zıyaına sebebiyet verecekleri açıktır.

Dolayısıyla kurumlar vergisi mükellefleri beyanname verecekleri zaman doğru bir vergi matrahının tespiti için azami özen göstermeleri gerekmektedir.

Bu makalede, ödenmesi gereken verginin doğru hesaplanması ve mükelleflerin vergi cezalarıyla karşılaşmaması için kurumlar vergisi mükelleflerinin kurumlar vergisi beyannamesinde bulunan ve özelikle dikkat edilmesi gereken tablo ve satırlar üzerinde durulacak olup kanun sistematiği doğrultusunda değerlendirilecektir.

Kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan Tablo - 4'te görüleceği üzere geçmiş yıl zararlarının mahsubuna yer verilmiştir. Bu kapsamda, kurumların ticari faaliyetlerden doğan zararları kurumlar vergisi beyannamesinde, her yıla ilişkin tutarları ayrı ayrı göstermek ve 5 yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararları kurum kazancından  indirilebilecektir. Mükelleflerce bir hesap dönemi içerisinde oluşan zararın, müteakip 5 hesap döneminde oluşacak kârlarla mahsup edilememesi halinde mahsup imkanı ortadan kalkmaktadır. Zarar mahsubu ile ilgili hükümler, Kurumlar Vergisi Kanunu ve 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde düzenlenmiştir. Ancak kanun ve tebliğde yer almayan ancak Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri/6 ve özelgeler ile hüküm altına alınan hususlara riayet edilmediği takdirde geçmiş yıl zararlarının mahsubunun mümkün olmayacağı açıktır. Şöyle ki; ilgili sirkülerde öncelikle geçmiş yıl zararları mahsup edilecektir. Geçmiş yıl zararlarının mahsubunda en eski yıla öncelik verilecek, aynı yıla ilişkin hem diğer zarar hem de istisnadan kaynaklı geçmiş yıl zararının olması halinde istisnadan kaynaklanan zarar tutarı öncelikle mahsup edilecektir. Ve beyannamelerine daha önce geçmiş yıl zararı olduğu halde beyannamede gösterilmeyen zararların mahsubu ayrıca mümkün olmamaktadır. Gelir Vergisi Kanununun 88. maddesinde sermayede vukua gelen eksilmenin zarar addolunmayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm, aslında zarar mahsubunu imkânsız kılmaktadır. Ancak işletmelerin faaliyet dönemi kurumlarda 5 yıl olarak kabul edilmiş ve bu sebeple kurumlarca 5 yıl içinde zarar mahsubu mümkün kılınmış, bu sebeple beş yılı geçirip zarar mahsupları yapılmadığı takdirde artık sermayeden vukua gelen eksilme olarak dikkate alınacak olup zararların indirimi mümkün olmayacaktır. Bir diğer husus önceki dönemde zarar olduğu halde beyannamede indirilmemesi halinde sonraki dönemlerde mahsup hakkının artık kalkacağıdır.

Örnek: 2013 yılı diğer zarar: 10.000

2014 yılı istisnadan kaynaklı zarar: 5.000

2015 yılı diğer zarar: 3.000

2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin 53. satırında yer alan kar tutarı 10.000 olmasına karşın herhangi bir zarar mahsubu yapılmamış.

2017 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin 53. satırdaki kar tutarı 10.000 olması halinde mükellefin herhangi bir zararı beyanname üzerinde indirmesi artık mümkün bulunmamaktadır. Gelir İdaresinin vermiş olduğu özelgelerde, kazanç olmasına rağmen geçmiş yıl zararını mahsup etmeyerek mahsup hakkından vazgeçen mükellefin, söz konusu zararı izleyen yıllarda mahsup olanağının bulunmadığı belirtilmektedir.

Kurumlar vergisi beyannamesindeki 5- nolu Tabloda kurum kazancı ve ilaveler yer almaktadır. Ticari bilanço karı/zararı, mükellefin ticari kârı veya zararı yazılacaktır. Ticari bilanço karı/ zararı 1 Seri No'lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde belirtildiği üzere 690. DÖNEM KARI VEYA ZARARI  hesabının dönem sonlarında, sonuçhesaplarında yer alan gelir ve gider hesaplarının aktarıldığı hesaptır. Gelir hesapları bu hesabın alacağına, gider hesapları borcuna kaydedilir. Hesabın kalanı vergiden önceki dönem kârı veya zararını gösterir ki bu hesabın alacak bakiyesi vermesi ticari bilanço karını borç bakiyesi vermesi ticari bilanço zararını göstermektedir. Yani muhasebe ilkelerine göre hesaplanan kara 'ticari kar' denmektedir. Mali kar ise vergi kanunlarına göre hesaplanan kardır. Ticari kardan mali kara ulaşmak için dönem içinde kurum kazancından indirilen ancak vergi mevzuatına göre indirilmesi mümkün olmayan bilumum giderler ilaveler satırına yazılarak mali kara ulaşılmaktadır. Kurum kazancı satırlarına (29. ve 30. satırlar) yazılacak tutar, istisna ve indirimler dahil bütün kurum kazancını içermelidir. Bu bağlamda kurum kâr ya da zararı, beyanname üzerinde "zarar olsa dahi indirilecek istisna ve indirimler" ile "kazancın bulunması halinde indirilecek istisna ve indirimler" indirilmeden önceki miktarı göstermektedir. Bu satırlarda yer alan istisna ve indirimlerden bir kısmı veya tamamı, dönem içinde defterler üzerinde kazançtan indirim konusu yapılmış ise, indirilen söz konusu tutarlar,  "Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler" satırına yazılmak suretiyle kurum kazancına ilave edilecektir. Kurumların özelikle Kurumlar Vergisi Kanunun 10. maddesi kapsamında kazancın olması halinde indirilecek istisna ve indirimlerin tespitinde ticari bilanço karını doğru bir şekilde hesaplayıp beyannameye yansıtmaları gerekmektedir özelikle KVK 10/1-c maddesi kapsamında % 5 [Ticari Bilanço Karı – (İştirak Kazancı İstisnası + Geçmiş Yıl Zararı)]'lik indirim belirlenmesi doğrudan ticari bilanço karına bağlanmıştır. Bu sebeple bu satırlardaki tutarların doğru belirlenmesi önemlidir.

İstisna, genel olarak verginin konusuna girmekle beraber, çeşitli kanuni düzenlemelerle vergilemeye tabi tutulmayan kazanç veya iratlardır. Kurumlar vergisine ilişkin istisnalara 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5'inci maddesinde yer verilmiştir. Bunun yanı sıra KVK geçici 1/9. maddesine istinaden bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce başka kanunlarda yer alan istisnalar için de istisna hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu sebeple yukarıdaki tablo incelendiğinde KVK 5. maddesinde yer almamasına rağmen 46., 47., 48. satırların KVK geçici 1/9. maddesine istinaden beyannameye eklendiği görülecektir.

Yukarıdaki tabloda kurum kazancı zarar olsa dahi doldurulacak ve zarar artırıcı bir unsur olarak dikkate alınacaktır. Bu bölümde genel olarak dikkat edilmesi gereken hususlara değinilecek olup özellikle üzerinde durulması gereken kısımlar tetkik edilecektir. Başta istisnalar genel olarak verginin konusuna girmekle beraber kanuni düzenlemelerle kurumlar vergisinde istisna tutulmuştur bu sebeple  istisnalar kapsamında bir kazanç elde edilmesi halinde muhasebe kaidelerine göre ticari bilanço karına yansıtılacak olup ticari bilanço karı içinde yer alacaktır. Daha sonra bu bölümde yer alan istisna satırında indirilecek olup kurumlar vergisi matrahından çıkartılmış olacaktır. Ancak bu istisnalardan biri olan 5/1-ç emisyon primleri kazanç istisnası için farklı bir durum söz konusudur. Şöyle ki anonim şirketler kuruluşlarında ve sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları payların bedelinin itibari değeri aşan kısmı kurumlar vergisinden istisna olduğu hüküm altına alınmıştır. Emisyon primleri, Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulamasında sermaye yedeği olarak kabul edilmekte ve bir bilanço hesabı olan "520-HİSSE SENEDİ İHRAÇ PRİMLERİ" hesabında izlenmektedir. Dolayısıyla, emisyon primleri, gelir hesapları ile ilişkilendirilmemekte ve gelir tablosu hesaplarına intikal ettirilmemektedir. Öte yandan, emisyon primleri kurumlar vergisi uygulamasında, kurum kazancının bir unsurudur. Hal böyle olunca, emisyon primlerinin ticari bilanço kârına eklenmeksizin, doğrudan istisna olarak kurum kazancından düşülmesi kurumlar vergisi matrahının eksik hesaplanmasına yol açacaktır. Bu nedenle emisyon primlerinin, bir taraftan kanunen kabul edilmeyen gider olarak ticari bilanço kârına eklenmesi suretiyle mali kâra ulaşılması, diğer taraftan da istisnalar arasında gösterilerek kurumlar vergisi matrahından düşülmesi gerekir.  Çünkü Emisyon Primi 500'lü hesaplarda muhasebeleştirilmekte olup, 600'lü hesaplara intikal ettirilmemektedir. Emisyon primi kazanç istisnası, kurumlar vergisi beyannamesinin "Zarar Olsa Dahi İndirilecek İstisna ve İndirimler" tablosunda yer alan "Emisyon Primi Kazancı (K.V.K. Mad. 5/1-ç)" satırında gösterilerek kurum kazancından düşülecektir. Dolayısıyla bu istinadan faydalanacak mükellef kazanç elde etmesi halinde beyanname üzerinde 5/1-ç'de gösterilen satırda bunu indirim konusu yapacak ancak ticari bilanço karına yansıtılamayacak olan bu kazanç yalnız istisna satırında indirilmesi mükerrer indirime yol açacaktır dolayısıyla kurumlar emisyon prim kazançlarını istatistik amaçlı olarak  ilk önce KKEG olarak ticari bilanço karına ilave edecek olup ilgili istisna satırından indirim konusu yapıp istisnadan faydalanmış olacaktır. olması gereken husus bu olmakla beraber emisyon prim kazancını muhasebe kayıtları sırasında ticari bilanço karına ekleyip daha sonra beyanname üzerinde ilgili istisna satırında indirim konusu yapanlarda mevcuttur ancak emisyon prim kazancının gelir hesaplarıyla ilişkilendirilmesi mümkün olmadığından KKEG olarak beyanname üzerinde eklenmesi daha doğru olacaktır.

Örnek: (kazanç) A.Ş. 2017 hesap döneminde nominal bedeli 100.000 TL olan hisse senetlerini 300.000 TL'den ihraç etmiştir. (X) A.Ş.'nin emisyon primi kazancı dışında 2017 hesap dönemi;  Diğer hasılatı: 1.000.000 TL Diğer giderleri: 500.000 TL'dir.

Görüleceği üzere emisyon primleri doğrudan gelir hesaplarına yansıtılmayacak olup 2017 kurumlar vergisi beyannamesi verildiğinde KKEG olarak ticari bilanço karına ilave edilecek ve ilgili istisna satırından indirilecektir.

Bu tabloda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, diğer indirim ve istisnalar satırıdır. Mükellefler muhasebe kayıtlarında yaptıkları işlemler sonucunda ticari bilanço karını tespit etmektedir. Ancak muhasebe kayıtlarına aktarıldığı dönemde KKEG olduğu veya gider yazılması hesap dönemi kapandıktan sonra mümkün olan veya kayıtlara intikal ettirilmediğinden kurum kazancından indirilemeyen indirimler bulunmaktadır. Bu indirimler, vergi kanunları uyarınca kabul edilen zamanlarda indirim konusu yapılabilecektir. Çeşitli sebeplerle ticari bilanço karı oluştuktan sonra ticari bilanço karından indirilmesi gereken hususlar için kurumlar vergisi beyannamesinde 49. satırda "Diğer İndirimler ve İstisnalar" satırına yer verilmiştir. Dolayısıyla böyle durumlarda söz konusu satıra yazılan tutarlar indirim konusu yapılacaktır. Bu durumlardan bazıları, kıdem tazminatları, temettü ikramiyesi, tahvil faizi, önceki dönemde gider yazılıp konusu kalmayan karşılıklar, vergiye tabi olmayan gelirler, GVK 40/1. maddesi kapsamında götürü giderleri vb. Bu satıra yazılacak indirim ve istisna konusu kazançların bulunması halinde bunların nelerden oluştuğu hususu da beyannameye eklenen yazıda ayrıca belirtilecektir.

Bu tabloda yer alan satırlardan dikkat edilmesi gereken hususlar ise;

Kar ve ilaveler toplamı satırı:  Ticari bilanço karı varsa KKEG eklenecek ancak istisnalar henüz düşülmemiş olacaktır. Ticari bilanço karı olmaması halinde kar ve ilaveler toplamı varsa yalnız KKEG'lerden ibaret olacaktır.

Cari Yıla Ait Zarar, İstisnalar ve İndirimler Toplamı satırı: İşletmenin cari yıla ilişkin ticari bilanço zararı ve zarar dahi olsa indirilecek indirim ve istisnalar toplamı bu satırda yer alacaktır. Dolayısıyla zararı artıran tutar izleyen hesap dönemi beyannamelerinde "istisnadan kaynaklı geçmiş yıl zararı" cari yıl zararı ise "Diğer zararlar"  olarak geçmiş yıl zararları arasında gösterilir ve KVK 9'uncu maddesine göre gelecek 5 hesap dönemi karından mahsup edilecek toplam geçmiş yıl zararı satırında toplanıp mahsup edilebilecektir.

İndirime esas tutar: bu satır ise KVK 10. maddesinde belirtilen diğer indirimlerden faydalanma açısında önem arz etmektedir bu sebeple mükellefler bu tutarı doğru belirlemek zorundalar indirime esas tutarın belirlenmesinde kardan toplam geçmiş yıl zararlarının düşürülmesiyle belirlenecektir. Görüleceği üzere beyanname sistematiğine bakıldığında bir birini takip eden bir düzen silsilesiyle mevcuttur. Herhangi bir satırın yanlış hesaplanması sonucu nihai matrahın yanlış hesaplanmasına kadar devam etmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10'uncu maddesinde, kurum kazancının tespitinde, ilgili dönem kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle yapılacak indirimler düzenlenmiştir. Bu kapsamda beyanname üzerinde yapılacak indirimler yukarıdaki tabloda görülmektedir. "Diğer İndirimler" maddede yer alan sırasıyla kurum kazancından indirilecektir. Öte yandan, yukarıda yer alan indirimlerden Ar-Ge indirimi dışındaki indirimler, ilgili hesap döneminde kurum kazancının yeterli olması halinde indirilecek, ilgili olduğu dönemde indirilemeyen kısımlar ise sonraki yıllara devredilmeyecektir. Ar-Ge indirimi ise, yine kazancın yeterli olduğu ölçüde uygulanacak, ancak kazancın yetersiz olması nedeniyle indirime konu edilemeyen Ar-Ge indirimi tutarı süre sınırı olmaksızın sonraki yıllara devredilebilecektir. Devredilen Ar-Ge ise KVK beyannamesinin Tablo - 7'deki ek bilgiler kısmında Gelecek Yıla Devreden Ar-Ge İndirimi olarak gösterilmelidir.

Yukarıdaki tabloda görüleceği üzere risturn kurumlar vergisi kanunu 5. maddesi kapsamında istisna olmasına rağmen beyanname üzerinde diğer indirim bölümünde gösterilmiş. İstisnalar zarar olsa dahi indirilmesine karşın diğer indirimler Ar-Ge hariç kazanç olması halinde indirilebilecektir. Bu sebeple risturn istisnasından dolayı kazancın bulunması halinde bu kazanç ticari bilanço karına dahil edilecek, ancak indirime esas bir tutarın varlığı halinde beyanname üzerinde indirilebilecektir.

Sponsorluk harcamaları, ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilişkili olmayan veya ilişkisi ölçülemeyen, sosyal amacı öne çıkan harcamalar olup ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilişkili olan reklam harcamalarından farklılık arz etmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, sponsorluk harcamaları esasen kanunen kabul edilmeyen gider niteliğinde olup, KVK'nın 10/1-b maddesinin yer alan düzenleme uyarınca, bu bentte yer alan usul ve esaslar çerçevesinde beyanname üzerinde indirime konu edilebilmektedir. Reklam harcamaları ise, ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilgili olduğundan genel hükümler dahilinde GVK 40. maddesi gereğince gider olarak kurum kazancından indirilmektedir.

Kurumlar Vergisi Kanunu 10/1-c ve 10/1-ç maddeleri kapsamında yapılan bağış ve yardımlarda dikkat edilmesi gereken hususlar ise 10/1-c maddesinde yapılan bağış ve yardımlar kurum kazancının % 5'i ile sınırlı tutulmuşken 10/1-ç'de indirime esas tutarı geçmemek şartıyla tamamı indirilebilecektir. Ayrıca çokça karıştırılan bir husus olan 10/1-c'de yer alan Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan derneklere yapılan bağış ve yardımlar kazancın % 5'i ile sınırlı tutulmuş ve bu dernek ve vakıflara 10/1-ç kapsamında bağış yardım yapılması halinde tamamı indirilmeyecek olup yine indirime esas kazancın bulunması halinde % 5 ile sınırlı olacaktır. 10/1-ç maddesinde (c) bendinde sayılan kamu kurum ve kuruluşlarına bağışlanan bağış ve yardımların tamamı indirileceği zikredilmiştir. dernek ve vakıf kamu kurumu olmadığında ancak kazancın % 5'i indirilebilecektir. Kurumlar vergisi mükellefleri kurum kazancının tespitinde bu konuda dikkat etmesi gereken husus ise ilgili maddenin gerekçesinde, indirime esas kazanç tutarının tespitinde, zarar mahsubu dahil giderler ve iştirak kazançları düşüldükten sonra, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki tutarın esas alınacağı belirtilmektedir. Aynı şekilde 1 seri numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde de indirilebilecek bağış ve yardım tutarının tespitinde esas alınan kurum kazancının, zarar mahsubu dahil giderler ile iştirak kazançları istisnası düşüldükten sonra, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki [Ticari bilanço kârı – (iştirak kazançları istisnası + geçmiş yıl zararları)] tutar olduğu belirtilmiştir. Bağış ve yardımlar, indirimler arasındadır. % 5'lik hesaplamada esas alınan kurum kazancının tespitinde indirim ve istisnalardan önceki kurum kazancının esas alınacak olması, bağış ve yardım tutarı dikkate alınmaksızın tespit edilen kazanç üzerinden indirimin hesaplanmasını gerektirmektedir. İştirak kazançlarından kasıt yalnız kurumlar vergisi kanunu 5/1-a olup yurt dışı iştirak kazancı buna dahil edilmemelidir.

Kurumlar vergisi matrahı üzerinde hesaplanan kurumlar vergisinde beyannamede gözüken sırasıyla vergiler mahsup edilecektir. Bu mahsup işlemi yapılırken aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

Yabancı ülkelerde ödenen vergilerden mahsup edilecek kısım: Tam mükellefler tüm kazançları üzerinde vergilendirildikleri için yabancı ülkelerde ödedikleri vergilere ilişkin kazancı Türkiye'deki genel sonuç hesaplarına intikal etmeleri şartıyla yurt dışında ödedikleri vergileri kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde mahsup edebileceklerdir ancak mahsup edilemeyen kısım iade edilemeyecektir. Bu mahsup hakkı izleyen üçüncü hesap dönemi sonuna kadar kullanılabilecektir." Benzer şekilde, yurt dışında elde edilen kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmiş olması halinde, bu kazançlar üzerinden yurt dışında ödenen vergilerin yurt içinde hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilmesi mümkün değildir. Yurt dışı vergi mahsubu ile ilgili diğer şartlar kanun ve tebliğde açıkça hüküm altına alınmış olup burada dikkat edilmesi gereken (1) Seri No.lu KVK Genel Tebliğinin "34.7. Yurt dışında ödenen vergilerin, yurt içinde ödenen vergilerin ve geçici verginin mahsup sırası" başlıklı kısmında ki hususlaradır ilgili tebliğde: "Yurt dışında ödenen vergiler, Kurumlar Vergisi Kanununa göre hesaplanan kurumlar vergisinden öncelikle mahsup edileceği, mahsup tutarını geçen bir vergi olması halinde iadenin mümkün olmayacağıdır. İzleyen 3 hesap dönemi içinde mahsup edilemeyen yurt dışında ödenen vergiler Gelir İdaresinin vermiş olduğu özelgelerde KVK 11/1-d maddesini dayanak göstererek KKEG olarak dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca Mahsup edilebilecek yurt dışında ödenen kurumlar vergisi ve benzeri vergiler, hiçbir surette yurt dışında elde edilen kazançlara Türkiye'de uygulanan kurumlar vergisi oranının uygulanmasıyla bulunacak tutardan fazla olamayacaktır. Mahsup en fazla hesaplanan kurumlar vergisi kadar olacağı izahtan varestedir.

Yıl İçinde Kesinti Yoluyla Ödenen Vergiler: (1) Seri No.lu KVK Genel Tebliğinde ve KV beyanname sistematiğinde görüleceği üzere yurt dışı ödenen vergiler mahsup edildikten sonra kalan kısım üzerinde kesinti suretiyle yurt içinde ödenen vergiler mahsup edilecektir. Kısmen veya tamamen, beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilemediği durumlarda dönem içinde tevkif suretiyle, ödenmiş olan vergiler, mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilmekte veya böyle bir borcun bulunmadığı hallerde, kendisine red ve iade edilmektedir. Burada ayrıca dikkat edilmesi gereken husus elde edilen ancak beyannameye intikal ettirilmeyen veya verilen beyannameye dahil edilmeyen kazanç ve iratlar üzerinden tevkif suretiyle ödenen vergilerin, diğer şartların mevcut olması durumunda dahi beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilmesi mümkün olmadığıdır ve son olarak kesinti yapanların yaptığı kesintiyi ilgili kamu idaresine ödemiş olup olmaması mahsup işlemini etkilemeyeceğidir.

Geçici Vergi: Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden yurt dışı ödenen vergiler ve kesinti suretiyle ödenen vergiler mahsup edildikten sonra ilgili hesap döneminin üçer aylık dönemlerine ilişkin olarak ödenen geçici vergi buraya yazılacaktır. Mahsup işleminin yapılabilmesi için üçer aylık dönemler itibarıyla tahakkuk ettirilen geçici verginin mutlak surette ödenmiş olması gerekmektedir. Kesin ödeme şartı üçer dönemlik geçici vergi beyanlarında mahsup için emredici hüküm olmamakla beraber yıllık kurumlar vergisi beyanında mahsup için ödenmiş olması şartına dikkat edilmesi gerekmektedir. Kısmen veya tamamen, beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilemediği durumlarda dönem içinde geçici vergi suretiyle, ödenmiş olan vergiler, mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilmekte veya böyle bir borcun bulunmadığı hallerde, kendisine red ve iade edilmektedir

Verginin mahsup bölümünde görüleceği üzere tebliğ ve beyanname sistematiği aynı yönde bir yol izlemekte kamu idaresi mahsup işleminde kasasındaki paranın en son çıkma yöntemine gitmiştir. Yurt dışı vergi ve geçici verginin mahsubunu ödeme şartına bağlamıştır. Yurt dışı ödenen vergilerin ancak mahsup edilebileceği hüküm altına alınmış ve iadesinin mümkün olmayacağı hüküm altına almış yurt içi kesinti suretiyle ödenen vergi ve geçici verginin mahsup edileceği ve mahsup edilmeyen kısmında iadesi öngörülmüştür.

Sonuç

Kurumlar vergisi beyannamesinin yasal düzenlemelere paralel olarak ihtiyaç duyulan bilgileri ihtiva edecek şekilde düzenlenmesine ve mümkün olduğu ölçüde basitleştirilmesini sağlamak amacıyla Maliye Bakanlığına yetki verilmiş Maliye Bakanlığı bu yetkiyi kullanarak verilecek beyannamenin şekil ve ihtivasını belirlemiştir. Mükelleflerin belirtilen beyannamenin aksine bir bildirimde bulunmaları usulsüzlük ve vergi zıyaına sebebiyet verecekleri açıktır. Bu sebeple hesap dönemi içinde mükelleflerin yasal defter ve belgelerine yansıttıkları tüm kayıt ve işlemlerin nihayetinde doğru bir vergi beyannamesi vermeye yönelik olduğundan yukarıda izah edilen hususlarda mükelleflerin azami derecede dikkat etmeleri gerekmektedir. Usulüne uygun verilmeyen beyannamelerden dolayı vergi cezalarıyla muhatap olmamaları için Maliye Bakanlığınca bildirilen beyannamenin şekil ve ihtivasına riayet etmeleri gerekmektedir.

Kaynakça

-193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu

-213 sayılı Vergi Usul Kanunu

-5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

-6 Seri No'lu 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri

-1 Seri No'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği

-1 Seri No'lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği

-252 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği

-Vergi Sorunları Dergisi, Kurumlar Vergisi Rehberi, İrfan VURAL, E. Gelirler Başkontrolörü

-Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Emre Akın,  Nisan 2015, Sayı 136

----------o----------