7589 Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Yayımlandı

7589 Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Yayımlandı

31 Temmuz 2026

31.7.2026 tarihli Resmi Gazete'de 7589 Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yayımlanmıştır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu

İcra ve İflas Kanunu'nun 114. maddesinde yapılan değişiklikler ile tamamı mirasçılara ait olan taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde ilk açık artırma yalnızca mirasçı maliklerin katılımıyla gerçekleştirilecek. Bu sınırlama yalnızca ilk artırma bakımından uygulanacak.

Elektronik satış portalına ilişkin düzenlemeler kapsamında ise satış talebinde bulunan alacaklı, artırma süresinin sona ermesinden önceki iş günü mesai saati bitimine kadar icra dairesine başvurması hâlinde, alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar teminat göstermekten muaf olacak. Ayrıca Hazine de açık artırmalara teminat yatırmaksızın katılabilecek.

Bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.

1512 sayılı Noterlik Kanunu

Evrak ve defterlerin gizliliği başlıklı 55. maddede yapılan değişiklik ile noterlik işlemlerine ilişkin evrakların sulh ceza hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı veya soruşturmaya yetkili kılınan resmî daireler ile elektronik ortamda paylaşılabilmesine imkân tanınacaktır. Bu kapsamda, onaylı belge örnekleri güvenli elektronik imza ile dijital ortamda iletilebilecek. Söz konusu işlemler nedeniyle ayrıca harç, vergi veya herhangi bir ücret alınmayacak.

Mevbank Neo e-bültenine kaydolun, mevzuattaki her güncellemeyi ilk siz öğrenin.  Hemen kayıt olun!

2575 sayılı Danıştay Kanunu

Geçici madde 27’de yapılan ibare değişikliği ile Danıştay'ın mevcut daire yapısının korunmasına ilişkin geçiş süresi on yıldan on dört yıla çıkarıldı. Buna göre, mevcut daire yapısı 23 Temmuz 2030 tarihine kadar uygulanmaya devam edecek. Söz konusu değişiklik, 23.7.2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.

2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun

Tek hâkimle çözümlenecek davalar başlıklı 7. maddede yapılan değişiklik ile tek hâkim tarafından görülebilecek davaların kapsamı genişletilmiş olup konusu 486 bin lirayı aşmayan belirli iptal ve tam yargı davaları ile bazı disiplin cezalarına ilişkin uyuşmazlıklar tek hâkim tarafından karara bağlanabilecek.

Bu değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar bakımından uygulanır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda yapılan değişiklikle, bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesi kapsamındaki yetkileri genişletilmiştir. Buna göre, bölge idare mahkemeleri ilk derece mahkemesi kararının gerekçesini değiştirerek veya maddi hataları düzelterek istinaf başvurusunu reddedebilecektir. Ayrıca; keşif, bilirkişi incelemesi veya duruşma yapılmamasından kaynaklanan usule ilişkin eksiklikler de bölge idare mahkemesince tamamlanabilecektir.

Temyiz sisteminde de değişikliğe gidilmiş olup buna göre, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden verdiği bazı kararlar Danıştay nezdinde temyiz edilebilecek. Bu kararlara karşı temyiz süresi, kararın tebliğinden itibaren 30 gün olarak belirlendi. Öte yandan, tek hâkim tarafından karara bağlanan davalar ve bazı davalar bakımından temyiz yolu kapalı olmaya devam edecek. Bu değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında, bu Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümler uygulanır.

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun

Kanunun Kanuni faiz başlıklı 1. maddesinde yapılan değişiklik kapsamında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılacaktır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

Haksız fiil kaynaklı ölüm ve bedensel zararın belirlenmesinin düzenlendiği 55. maddeye eklenen fıkralarla, bedensel zararlar ve destekten yoksun kalma zararlarına ilişkin tazminatlarda faiz başlangıcı ve mahsup esaslarına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Buna göre, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi ile ölenin desteğinden yoksun kalma nedeniyle uğranılan kayıplar bakımından; zarar görenin veya destek olan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat tutarına haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminat tutarına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.

Ayrıca, söz konusu zararlara bağlı tazminatlar için tahkikat aşaması başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir.

Bu değişiklik, 31.7.2026 tarihinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

Kanunun Dolandırıcılık başlıklı 158. maddesine eklenen fıkra ile nitelikli dolandırıcılık ve dolandırıcılık suçlarına iştirak, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

31.7.2026 tarihinden önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.

31.7.2026 tarihinden önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

HAGB uygulanmayacak istisnai suçlar yönünden değişiklikler yapılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Belirsiz alacak davası başlıklı 107. madde yürürlükten kaldırılmıştır. Bu madde,  yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.

Kısmi dava başlıklı 109. maddeye eklenen fıkra ile alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecektir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır. 

Tarafların duruşmaya daveti başlıklı 147. maddeye eklenen fıkra uyarınca; duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamayacaktır. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilecektir.

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası başlıklı 149. maddeye eklenen fıkra ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında, Tutanak başlıklı 154'üncü maddede belirtilen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. Bu fıkra, 31.10.2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Temyiz edilemeyen kararlar başlıklı 362. maddeye eklenen fıkra ile Temyiz edilemeyen kararlar başlıklı 362. maddeye eklenen fıkra ile bölge adliye mahkemelerinin istinaf incelemesi sonucunda yeniden esas hakkında verdiği kararların temyiz edilebilirliğine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Buna göre, kararın kabul veya reddedilen kısmının 341. maddede belirtilen parasal sınırı aşması hâlinde temyiz yoluna başvurulabilecektir. Ancak;

a) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen parasal sınırı geçmemesi halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamayacaktır.

b) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın, sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamayacaktır.

İlgili Kanunun tamamına mevbank neo üzerinden ulaşmak için tıklayınız.

× Popup Görseli

E-Bültenimizi İnceleyin