R.Gazete No: 32855
R.G. Tarihi: 28.3.2025
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLÂMI
Esas No: 2024/10660
Karar No: 2025/696
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Aksaray 4. Aile Mahkemesi
TARİHİ: 25.04.2023
SAYISI: 2023/44 E., 2023/280 K.
DAVACI:
DAVALI:
DAVA TÜRÜ: Boşanma
TEMYİZ EDEN : Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı kadın tarafından Hollanda mahkemelerinde verilen boşanma kararının tanınması için dava açılmış. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, karar taraflarca istinaf edilmeyerek 16.05.2023 tarihinde kesinleştirilmiş, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün 19.12.2024 tarihli yazısı ile. karar İle ilgili kanun yararına temyiz talebinde bulunulmuş, dosya Dairemize gönderilmiştir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (5718 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından lenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Kanunun 58 inci maddesinin birinci fıkrasında ise, yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfız şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı olduğu düzenlenmiştir.
Tenfizi talep edilen mahkeme kararının kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir. Türk hukuk düzeninin temelini teşkil eden ve kendisinden vazgeçilmeyecek normlarının ihlal edilmesi halinde kamu düzeninin açıkça ihlal edildiğinden söz edilebilir. "...Burada esas alınması gereken kıstas, yabancı ilamın Türk Hukukunda bir veya birden çok kanım hükümlerine aykırı bulunmasından çok, Türk Hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ikili anlaşmalara, gelişmiş toplumların ortak benimsedikleri ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine bakmak olmalıdır" (10.02.2012 tarih ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar saylı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
5718 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkra hükmüne göre kararın tenfiz edilmesinde hukuki yararı bulunan herkes tenfız isteminde bulunabilir hükmüne dayanarak ilgililerin dava açma hakkı sadece Türk Hukukuna göre devam etmekte olan evliliklerde mümkündür. Başka bir anlatımla Türk Hukukuna göre evlilik, yabancı mahkemeden verilen boşanma kararının tanıma-tenfizi kararı, Türk Mahkemesinden verilen boşanma, evliliğin iptali kararı, ölüm ve benzeri sebeplerle sonlanmışsa bu hukuki olayların öncesinde verilerek kesinleşen yabancı mahkeme boşanma kararının tanıma-tenfizi istenemez. Tanıma ya da tenfız davası devam ederken Türk mahkemelerinde görülmekte olan boşanma davası kabul ile sonuçlanmış ve evlilik birliği bu boşanma kararı ile sonlanmış ise; daha önce hüküm altına alınmış ve kesinleşmiş bir yabancı mahkeme boşanma kararma ilişkin var olan tanıma ya da tenfız davasına devam edilemeyecektir. Zira devam edilmesi durumunda kesin hüküm teşkil eden Türk mahkemesinin kararları ile çelişen bir hüküm verilmesi söz konusu olabilecektir.
Hukuki yarar, dava şartıdır. Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Dava şartı olan hukuki yararın dava açarken mevcut olması gerektiği gibi hüküm verilene kadar her aşama var olmaya devam etmesi gerekir.
Yapılan incelemede, tarafların Hollanda Haarlem Bölge Mahkemesinin 29.08.1995 tarih ve E 17883/1995 sayılı ve 11.03.1997 kesinleşme tarihli kararı ile boşandıkları, daha sonra Aksaray 2. Aile Mahkemesinin 10.08.2007 tarih ve 2007/415 Esas, 2007/399 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda tarafların boşanmalarına karar verildiği ve boşanma ilanımın 02.06.2008 tarihinde kesinleştirilerek nüfusa işlendiği, 23.01.2023 tarihinde açılan somut davada ise Hollanda Haarlem Bölge Mahkemesinin 29.08.1995 tarih ve E 17883/1995 sayılı boşanma ilâmının Türkiye'de tanınmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olayda; tarafların boşanmalarına ilişkin hükmün kesinleşerek nüfusa işlenmiş olması nedeniyle, iş bu dava ile talep edilen yabancı mahkemede verilen boşanma kararının tanıma ve tenfızinde hukuki yarar kalmamıştır. Bu hale göre davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün kanun yararına bozulması gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun'un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
----------o----------