Makaleler


Aynı Yargı Çevresindeki Aynı Hukuk Mahkemelerinde Açılan Davalarda Verilen Birleştirme Kararı Diğer Mahkemeyi Bağlar Mı?


Hukuk     Yargıtay Kararları    

UFUK ÜNLÜ - VERGİ BAŞMÜFETTİŞİ - 29 Haziran 2026

Özet

Davaların birleştirilmesi kurumu, usul ekonomisini gerçekleştirmek, çelişik hüküm riskini azaltmak ve yargılamayı makul sürede sonuçlandırmak için öngörülmüş bir düzenlemedir. Birleştirme kararının diğer mahkemeyi bağlayacağına yönelik hüküm yakın zamanda Anayasa Mahkemesinin kararına konu edilmiştir.

Anahtar Kelimeler

Birleştirme, kanuni hâkim güvencesi, usul ekonomisi.

1. Giriş

Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış bulunan davalar birleştirilebilir. Bunun için aralarında bağlantı bulunması şarttır. Davalar, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden birleştirilebilir. Davalar, ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilir.

Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılan davalarda verilen birleştirme kararının diğer mahkemeyi bağlaması ve birleştirme kararına karşı kanun yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilmesi nedeniyle ilk davanın açıldığı mahkeme tarafından verilen birleştirme kararının denetlenmesine imkân tanınmadığı itirazını ortaya çıkarmıştır.

2. Birleştirme Kararının Diğer Mahkemeyi Bağlaması

02/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 166’ncı maddesi şu şekildedir;

Davaların birleştirilmesi

MADDE 166- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.

 (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise

bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.

 (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.

 (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.

 (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.”

Yukarıdaki hüküm, aynı yargı çevresinde yer alan, aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ve aralarında bağlantı bulunan davaların, ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilmesine imkân tanımaktadır. Kurala göre, birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, ilk davanın açıldığı mahkeme için bağlayıcıdır.

Madde metninde yer alan “…ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar” ifadesinin, eş düzeydeki bir mahkemenin verdiği kararın, diğer mahkemeyi hiçbir takdir hakkı bırakmaksızın bağlamasının mahkemelerin bağımsızlığı ilkesiyle çeliştiği ifade edilmektedir. Ayrıca, birleştirme kararının bir ara karar olması ve HMK m. 168 uyarınca bu karara karşı ancak nihai hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilmesinin, hatalı veya keyfî bir birleştirme kararına karşı etkili bir denetim yolu sunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumun, tarafların kanunen tabi oldukları mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılması sonucunu doğurarak kanuni hâkim güvencesini (Anayasa m. 37), hak arama özgürlüğünü (Anayasa m. 36) ve en nihayetinde hukuk devleti ilkesini ihlal ettiği söylenmektedir.

Söz konusu maddenin yegâne amacı, yargılamanın hızlanması ve aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalarda farklı kararların verilmesini engellemektir. Bu husus Anayasa Mahkemesinin 27.03.2014 tarih ve E.2013/127, K.2014/64, sayılı kararında belirtilmiştir; “Davaların birleştirilmesi, hukuk davalarında ayrı ayrı açılmış davalar arasında bir bağlantının bulunması hâlinde bu davaların birleştirilmesi suretiyle daha az giderle ve daha süratli bir şekilde görülmesini sağlamak, ayrıca çelişkili kararlar verilmesini önlemek amacıyla kabul edilen bir usul hukuku müessesesidir.”

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166’ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.” ifadesinin iptali hususu, Anayasa Mahkemesi’nin 17/6/2025 tarihli ve E. 2024/237, K. 2025/137 sayılı kararına konu edilmiş ve aşağıda yer alan karar verilmiştir;

“…6100 sayılı Kanun’un 167. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde mahkemenin yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına karar verebileceği, anılan fıkranın ikinci cümlesinde bu durumda ayırma kararını veren mahkemenin ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam edeceği düzenlenmiştir.

Bu bağlamda koşulları oluşmadığı hâlde birleştirme kararının verildiğinin tespit edilmesi durumunda ilk davanın açıldığı mahkemenin davaların ayrılmasına karar vererek her iki davaya bakmaya devam edeceği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla aralarında bağlantı bulunmayan ve koşulları oluşmamasına rağmen birleştirme kararı verilen davaların ayrılması hâlinde dahi ayrı bir davaya konu edilen ve normal şartlar altında başka bir mahkeme/hâkim tarafından bakılacak uyuşmazlık, ilk davanın açıldığı mahkeme tarafından incelenerek karara bağlanacaktır.

Öte yandan anılan Kanun’un 168. maddesinin (1) numaralı fıkrasında aynı yargı çevresinde bulunan aynı sıfat ve düzeydeki mahkemeler arasında verilen birleştirme kararlarına karşı ancak hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabileceği, bu hususun tek başına bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme, Yargıtayda ise bozma sebebi oluşturmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu kapsamda koşulları oluşmadığı hâlde birleştirme kararı verilmiş olsa dahi kanun yolu incelemesinde başka bir bozma nedeni bulunmadığı takdirde dosyanın ikinci davanın açıldığı mahkemeye dönme imkânının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Davanın ilk açıldığı mahkemeden farklı bir mahkemede görülmesine imkân tanıyan kuralın kanuni hâkim güvencesine aykırı olmaması için anayasal anlamda haklı ve makul nedenlerinin bulunması dışında ayrıca keyfi uygulamalara karşı yeterli güvenceleri içermesi de gerekmektedir.

Bu kapsamda aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılan davalarda ikinci davanın açıldığı mahkeme/hâkim tarafından koşulları oluşmadığı hâlde birleştirme kararı verilmesi durumunda bu konudaki keyfîliği önlemeye ve birleştirme kararını ortadan kaldırmaya elverişli, etkili ve yeterli güvencelerin öngörülmesi gerekir.

Bununla birlikte kuralda, kanunda öngörülen koşullar oluşmamasına rağmen birleştirme kararı verilmesi hâlinde dosyanın usule aykırı şekilde birleştirme kararı veren ikinci davanın açıldığı mahkemeye geri dönmesini sağlayacak bir mekanizmaya yer verilmediği anlaşılmaktadır.

Bir davanın aynı yargı çevresinde bulunan aynı düzey ve sıfattaki başka bir hukuk mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birleştirilmesinin davaya bakan mahkemenin/hâkimin değiştirilmesi sonucunu ortaya çıkaracağı açıktır. Kuralla bu kararın diğer mahkeme için bağlayıcı olduğu öngörülmek suretiyle uyuşmazlığın doğmasından sonra davaya başka bir mahkeme/hâkim tarafından bakılmasına imkân tanınmaktadır.

Bununla birlikte kuralda hukuka aykırı olarak verilen birleştirme kararlarının denetlenmesi suretiyle davanın birleştirme kararını veren mahkemeye gönderilmesini sağlayacak düzeltici bir mekanizmaya yer verilmemiştir. Böylece ikinci davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararı vermesiyle davaya bakacak olan mahkemenin/hâkimin geri dönülemez şekilde değiştirilmesi, uyuşmazlıkların normal şartlar altında söz konusu davaya bakacak mahkeme/hâkim dışında başka bir mahkeme/hâkim tarafından görülmesi sonucunu doğurmaktadır.

Bu itibarla belirli bir uyuşmazlıkla sınırlı olmak üzere koşulları oluşmamasına rağmen ikinci davanın açıldığı mahkeme tarafından bağlayıcı olarak birleştirme kararı verilebilmesi normal şartlar altında söz konusu davaya bakacak olan mahkemeyi/hâkimi geri dönülemez bir şekilde değiştirmektedir.

Dolayısıyla kural kapsamında ikinci davanın açıldığı mahkeme tarafından verilen birleştirme kararının ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlamasının kanuni hâkim güvencesiyle bağdaştığı söylenemez.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 37. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.”

Karara ilişkin karşı oy kullanılarak iştirak edilmemiş ve gerekçesi aşağıda şu şekilde belirtilmiştir;

Hakim kadrosunda hukuki veya doğal sebeplerle her zaman değişiklikler yaşanabileceğini öngören Anayasa koyucu kanuni hâkim güvencesini düzenlediği 37. maddede bilinçli bir tercihte bulunarak madde metni içerisinde “kanunen tabi olunan hâkim” tabiri yerine “kanunen tabi olunan mahkeme” tabirini kullanmıştır.  Düzenlemenin temel gayesi ise kişilerin ihtilaf veya suçlarının ortaya çıkmasından sonra kurulmuş olan konuya veya kişiye özgü mahkemelerde yargılanmalarının önüne geçmektir. Bu açıdan bakıldığında mevcut düzenlemenin kanuni hâkim güvencesine aykırı bir yönünün bulunduğunu iddia etmek mümkün değildir. Diğer taraftan birleştirme kararlarının tamamen denetimsiz bırakılması gibi bir durumda söz konusu değildir. Zira HMK’nın 168. maddesi gereğince birleştirme kararları esas kararla birlikte denetime tabi tutulmakta hatta gerektiğinde hatalı birleştirmeler bozma konusu da olmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.02.2019 tarihli ve 2015/21-2169 Esas, 2019/197 Karar sayılı dosyası). Yargılamanın makul sürede tamamlanması için davanın esasına ilişkin olmayan ve usul hukuku düzenlemesi mahiyetindeki itiraz konusu kuralın, hakimle-

rin görevlerini bağımsız olarak yürütmelerini ve uyuşmazlığın esasına ilişkin vicdani kanaatlerine göre hüküm vermelerini engelleyen bir yönü de bulunmamaktadır. Bunlara ek olarak yargı yetkisinin kullanması bakımından mahkeme veya hakimlere emir ve talimat verilmesi gibi bir duruma da söz konusu değildir. Diğer taraftan düzenlemenin kötüye kullanılmaya müsait olduğu gerekçesi, anayasal olmaktan ziyade uygulamanın muhtemel bir sonucuna işaret etmektedir. Kanunların kötüye kullanımı önleyecek tedbirler içermesi hukuk devletinin bir gereğidir. Bununla birlikte gereken güvenceler konulmasına karşın yine de kötüye kullanım söz konusu olabilir. Bu nedenle bir normun salt kötü niyetli kullanımı ihtimalinden doğacak sıkıntılar gerekçe yapılarak anayasal bir denetim yapılması yerinde değildir.  Bu tür hususlar uygulamaya ilişkin sorunlardır ve anayasal tartışmayı gerektirmez. Kaldı ki kötüye kullanılma durumunda genel kurallara göre her zaman idari ve adli yaptırımların devreye girmesi mümkündür. Anılan bu gerekçelerle itiraza konu edilen normun Anayasaya aykırı olmadığını değerlendirdiğimizden aksi yöndeki çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.”

Kanuni hâkim güvencesi kuralı ile kişilerin kanunen tabi olunan mahkeme önüne çıkartılmasının bir güvence olarak düzenlendiği görülmektedir. Kanuni hâkim güvencesinde önemli olan konu kişinin davasının ortaya çıkmasından önce kanunla kurulmuş bir mahkemede yargılanmasını temin etmektir.  

Başka deyişle bu güvence, kişiye veya olaya özgü şekilde sonradan kurulmuş bir mahkemede yargılama yapılmasını engellemektedir.  

Anayasa Mahkemesinin kararı uyarınca, ikinci mahkemenin birleştirme kararını birinci mahkeme için bağlayıcı kılan kuralın iptal edilmesi, bu kuralın, kanuni hâkim güvencesini ihlal edecek şekilde yorumlanamayacağını ortaya çıkarmıştır.

3. Sonuç

Anayasa Mahkemesi, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166’ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar” ifadesini iptal ederek, adil yargılanma hakkının önemini bir kez daha vurgulamıştır.  Birçok yargı kararı neticesinde olduğu gibi, söz konusu iptalin yarattığı hukuki boşluğun bir an evvel giderilmesi elzem bir durumdur.

 

Kaynak: Lebib Yalkın Aylık Mevzuat Dergisi Haziran Sayısı 2026

Yazar: Ufuk Ünlü

× Popup Görseli

E-Bültenimizi İnceleyin