İstanbul Finans Merkezi Hukuki Çerçeve, Vergisel Teşvikler ve Pratik Uygulamalar
Samet Hacısalihoğlu - - 02 Haziran 2026
Özet
İstanbul Finans Merkezi (İFM), Türkiye'nin küresel finansal mimarideki konumunu güçlendirmek ve İstanbul'u önde gelen uluslararası finans merkezlerinden biri hâline getirmek amacıyla hayata geçirilmiş stratejik bir projedir. 2009 yılında gündeme gelen ilk fikir aşamasından bu yana geçen on beş yılı aşkın süreçte konu, her geçen yıl daha kurumsal bir zemine oturtulmuş; nihayet 22 Haziran 2022 tarihinde 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu'nun yayımlanmasıyla yasal çerçeve oluşturulmuştur.
Bugün gelinen noktada İFM, yalnızca prestijli bir ofis kompleksi olmaktan öte; ayrıcalıklı vergi muafiyetleri, istisnalar ve kolaylaştırılmış bürokratik süreçlerle desteklenen gerçek bir ekonomik serbest bölge niteliğini kazanmıştır. Bankalık, sigortacılık, sermaye piyasaları, bireysel emeklilik, finansal kiralama, ödeme sistemleri ve benzeri tüm finansal faaliyet alanlarında faaliyet gösteren kuruluşların yararlanabileceği bu özel statü; kurumlar vergisi indirimleri, gelir vergisi istisnaları, damga vergisi ve harç muafiyetleri, yabancı dövizle defter tutma imkânı ve esnek çalışma izni uygulamalarını bir arada sunmaktadır.
İşbu makalede; 7412 sayılı Kanun, bu Kanun'un uygulanmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı No. 7364 ile yürürlüğe giren İFM Yönetmeliği, VUK Genel Tebliği Sıra No. 569 ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen özelgeler bütüncül bir yaklaşımla ele alınmış; uygulamacıların günlük pratikte ihtiyaç duyacağı tüm bilgilere ulaşabileceği kapsamlı bir rehber niteliğinde bir çalışma ortaya konulmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise henüz yasa hâline gelmemiş olmakla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuyla paylaşılan ve gündemde canlılığını koruyan önemli teşvik genişleme paketine de yer verilmiştir.
Anahtar Kelimeler
İstanbul Finans Merkezi, teşvik, vergi muafiyeti, kurumlar vergisi istisnası, gelir vergisi istisnası, döviz, damga vergisi istisnası.
1. Giriş
1.1. Yasal Çerçeve: 7412 Sayılı İFM Kanunu
A. Kanunun Amacı ve Kapsamı
7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu, 28 Haziran 2022 tarihli ve 31880 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun'un birinci maddesinde belirlenen temel hedef; Türkiye Cumhuriyeti'nin finansal rekabet gücünü uluslararası alanda artırmak, finansal piyasalar ile ürün ve hizmetlerin gelişmesine ve derinleşmesine katkıda bulunmak, uluslararası finans ve sermaye piyasalarına entegrasyonu güçlendirmek ve bu sayede İstanbul Finans Merkezi'nin önde gelen küresel finans merkezlerinden biri olmasını sağlamaktır.
Kanun'un ikinci maddesinde ise İFM ekosisteminde geçerli olacak temel kavramlar tanımlanmıştır. Bu tanımların dikkatli biçimde incelenmesi, vergisel avantajlardan kimlerin hangi koşullarda yararlanabileceğini doğru anlayabilmek açısından büyük önem taşımaktadır.
1. Temel Kavramlar
"Madde 2 — Finansal Faaliyetler Tanımı:
Kanun kapsamında 'finansal faaliyetler'; 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu, 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Kanunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri Kanunu kapsamındaki faaliyet, hizmet ve işlemleri kapsamaktadır."
Öte yandan Kanun, 'finansal kuruluşlar' kavramını oldukça geniş biçimde tanımlamıştır. Bu kapsamda; finansal faaliyette bulunan tüzel kişilerin yanı sıra bunların şubeleri, irtibat büroları, temsilcilikleri ve ulusal varlık fonları da finansal kuruluş sayılmaktadır. Ayrıca 'katılımcı' kavramı; katılımcı belgesi alarak ofis alanında faaliyet gösterecek gerçek ve tüzel kişileri, bunların şubelerini, temsilciliklerini, adi ortaklıklarını, irtibat bürolarını, bölgesel yönetim merkezlerini ve ulusal varlık fonlarını kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.
B. Katılımcı Belgesi: Teşviklerin Anahtarı
7412 sayılı Kanun'un mimarisi incelendiğinde görülecektir ki İFM'nin sağladığı avantajların tamamına yakını 'katılımcı belgesi' sahibi olmaya bağlanmıştır. Bu nedenle katılımcı belgesi, İFM hukuki çerçevesinin en kritik unsurunu oluşturmaktadır.
Katılımcı Belgesi Nedir?
Katılımcıya, ofis alanında yer alan ilgili bağımsız bölüm ve ortak alanlardan yararlanma imkânı veren; düzenlenmesine, askıya alınmasına ve iptal edilmesine ilişkin usul ve esasların uygulama yönetmeliğinde belirlendiği belgedir. (7412 s. Kanun md. 3/3)
7573 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle yapılan değişiklik (29 Ocak 2026) ile katılımcı belgesinin daha önce Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi tarafından verileceği hükmü, 'yönetici şirket' lehine değiştirilerek katılımcı belgesi yetkisi yönetici şirkete bırakılmıştır. Bu, İFM yönetim mimarisindeki önemli bir güncel gelişmedir.
C. Finansal Hizmet İhracatı Tanımı ve Sınırları
İFM'nin en önemli vergisel avantajı olan kurumlar vergisi indiriminin uygulanabilmesi için faaliyetin 'finansal hizmet ihracatı' niteliği taşıması gerekmektedir. Kanun'un beşinci maddesi bu kavramı titizlikle tanımlamıştır.
Madde 5 — Finansal Hizmet İhracatı:
Katılımcı belgesi alarak finansal faaliyet gösteren kuruluşların yurt dışında yerleşik kişilere sundukları finansal hizmetler, hizmetten nihai olarak yurt dışında faydalanılması koşuluyla, finansal hizmet ihracatı olarak değerlendirilir.
Finansal kuruluşların kendi nam ve hesabına gerçekleştirdikleri türev işlemleri, portföylerine varlık alma veya portföylerinden varlık satma işlemleri ile yurt içinde yerleşik kişilerin tasarruflarını yurt dışına çıkaran faaliyetleri finansal hizmet ihracatı olarak değerlendirilemez.
Bu hükmün pratik yorumu şöyledir: Finansal hizmet ihracatı sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi şarttır. Birincisi, hizmetin yurt dışında yerleşik bir kişiye sunulması; ikincisi, söz konusu hizmetten nihai olarak yurt dışında faydalanılmasıdır. Yurt içi müşterilere yönelik hizmetler, yurt dışına taşınan portföy işlemleri veya yerleşiklerin döviz çıkarma faaliyetleri bu kapsam dışında tutulmuştur.
2. Vergisel Teşvikler: 7412 Sayılı Kanun Madde 6
A. Kurumlar Vergisi İndirimi (%75 / %100)
İFM'nin vergisel cephedeki en cazip unsuru, finansal hizmet ihracatı kapsamında elde edilen kazançlara uygulanan kurumlar vergisi indirimidir. Kanun'un altıncı maddesi uyarınca katılımcı belgesi almış finansal kuruluşların İFM'de gerçekleştirdiği finansal hizmet ihracatı niteliğindeki faaliyetlerden elde ettikleri kazancın yüzde yetmiş beşi, kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurum kazancından indirilebilmektedir.
Bu indirim oranı, Geçici Madde 1 uyarınca 2022-2031 dönemine ait vergilendirme dönemleri için yüzde yüze yükseltilmiştir. Pratik açıdan değerlendirildiğinde bu, İFM katılımcılarının söz konusu dönemde finansal hizmet ihracatından elde ettikleri kazançların tamamının kurumlar vergisinden bağışık tutulduğu anlamına gelmektedir.
Madde 6/1(a) — Kurumlar Vergisi İndirimi:
Finansal hizmet ihracatı niteliğindeki faaliyetler kapsamında elde edilen kazançların %75'i kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirilir.
Geçici Madde 1: Bu oran 2022-2031 dönemine ait kurum kazançları için %100 olarak uygulanır.
Beyanname tekniği açısından dikkat edilmesi gereken husus, indirimin kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartına bağlanmış olmasıdır. İndirim tutarının beyannamenin ilgili satırına açıkça yazılmaması durumunda vergi idaresi tarafından indirim hakkının kullanılmadığı kabul edilebilir. Bu nedenle dönem sonu muhasebe ve beyanname hazırlık süreçlerinde bu detaya özellikle dikkat edilmesi tavsiye edilmektedir.
B. Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi İstisnası
6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu kapsamında banka ve sigorta muamelelerini vergiye tabi olan finansal işlemler için Kanun önemli bir ayrıcalık getirmiştir. Buna göre İFM'deki finansal hizmet ihracatı kapsamındaki işlemler ile bu işlemler nedeniyle lehe alınan paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden (BSMV) istisna tutulmuştur.
Madde 6/1(b) — BSMV İstisnası:
Finansal hizmet ihracatı kapsamındaki işlemler ile bu işlemler nedeniyle lehe alınan paralar banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesnadır.
C. Harç ve Damga Vergisi Muafiyetleri
492 sayılı Harçlar Kanunu ile 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu kapsamında normalde tahakkuk ettirilmesi gereken vergi ve harçlar için Kanun kapsamlı bir muafiyet rejimi oluşturmuştur.
Madde 6/1(c) ile Madde 6/3 — Harç ve Damga Vergisi:
Finansal hizmet ihracatına ilişkin faaliyetlere dair işlemler her türlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesnadır.
İFM'de yer alan taşınmazların kiralanmasına dair işlemler her türlü harçtan ve bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesnadır.
Kanun, finansal faaliyet harçları konusunda da ayrıca 5 yıllık muafiyet hükmü getirmiştir. Geçici Madde 1/2 uyarınca katılımcı belgesi almış finansal kuruluşların İFM merkez ve şubelerinden alınması gereken finansal faaliyet harçları, Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren beş yıl süreyle alınmayacaktır. Belirtmek gerekir ki Kanun'un yürürlük tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş harçların terkini ve tahsil edilmiş olanların iadesi söz konusu değildir.
GİB Özelge No. 64597866-140-25911 (tarih: 13.12.2023) bu muafiyetin sınırlarını somutlaştırmıştır. 6741 sayılı Kanun kapsamında Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. tarafından kurulan ve İFM Projesi kapsamında faaliyet gösteren şirketin taşınmazlarından 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (4) sayılı tarifenin I/13-a fıkrasında düzenlenen cins tashihi harcının aranılmaması gerektiği bu özelgeyle açıklanmıştır.
D. Gelir Vergisi İstisnası: Nitelikli Yabancı Personel
Kanun, salt kurumsal vergi avantajlarıyla sınırlı kalmayıp bireysel gelir vergisi istisnası aracılığıyla yabancı nitelikli insan kaynağının İFM'ye çekilmesini de hedeflemektedir. Buna göre katılımcı belgesi almış finansal kuruluşların İFM'de istihdam ettikleri personele ödenen aylık ücretin gerçek safi değerinin belirli oranları gelir vergisinden istisna tutulmaktadır.
Madde 6/2 — Ücret Gelir Vergisi İstisnası:
Yurt dışında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde: Aylık ücretin gerçek safi değerinin %60'ı gelir vergisinden istisnadır.
Yurt dışında en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde: Aylık ücretin gerçek safi değerinin %80'i gelir vergisinden istisnadır.
Bu istisna, İFM'de çalışmaya başlamadan önceki son üç yılda Türkiye'de çalışmamış olan personelin ücret gelirlerine uygulanır.
İstisnanın uygulanabilmesi için üç koşulun eş zamanlı sağlanması gerekmektedir: Birincisi, istihdamın katılımcı belgesi almış bir finansal kuruluş bünyesinde gerçekleşmesi; ikincisi, personelin yurt dışında belirtilen sürelerde mesleki tecrübe edinmiş olması; üçüncüsü ise personelin İFM'de çalışmaya başlamadan önceki son üç yılda Türkiye'de çalışmamış olmasıdır. Bu son koşul özellikle dikkat gerektirmektedir; son üç yılda yurt içinde vergi mükellefiyeti bulunan veya Türkiye'de istihdam edilmiş kişiler, yurt dışı tecrübeleri ne olursa olsun bu istisnadan yararlanamayacaktır.
E. Bölgesel Hazine ve Finansal Yönetim Merkezleri
Kanun altıncı maddesinin dördüncü fıkrası, yukarıda sayılan tüm avantajları en az üç ülkede aktif olarak faaliyet gösteren katılımcıların bölgesel hazine ve finansal yönetim merkezlerine de tanımıştır. Bu hüküm, çok uluslu şirketlerin bölgesel operasyonel merkezlerini İstanbul'a taşımaları için ciddi bir teşvik unsuru niteliğindedir.
Bölgesel Merkez Tanımı: Tüzel kişilerin yatırım ve yönetim stratejilerini oluşturan ve/veya bu tüzel kişilerin finansal yatırım operasyonlarını gerçekleştiren yönetim merkezi. (İFM Yönetmeliği md. 4/b)
3. Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 10/1-(İ): Transit Ticaret İndirimi
A. Hükmün Kapsamı ve Şartları
7412 sayılı Kanun'da yer alan finansal hizmet ihracatı odaklı avantajların yanı sıra, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrasına (i) bendi olarak eklenen hüküm, İFM bünyesinde faaliyet gösteren kuruluşlara transit ticaret alanında da önemli bir vergi indirimi imkânı sunmaktadır.
KVK Madde 10/1-(i) — Transit Ticaret İndirimi:
İFM Kanunu hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumların, münhasıran bu faaliyet kapsamında yurt dışından satın alınan malları Türkiye'ye getirilmeksizin yurt dışında satmalarından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık etmelerinden sağladıkları kazancın %50'si kurum kazancından indirilebilir.
Bu indirimden yararlanılabilmesi için üç temel koşulun birlikte sağlanması şarttır. Birinci koşul, söz konusu kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmiş olmasıdır. Bu tarih, genellikle kurumlar vergisi beyannamesi verme süresinin son günüdür. İkinci koşul, aracılık faaliyetine ilişkin malların satıcısının da alıcısının da Türkiye'de olmamasıdır; başka bir deyişle her iki tarafın da yurt dışında yerleşik olması gerekmektedir. Üçüncü koşul ise işlemlerin münhasıran İFM bünyesinde yürütülmesidir.
Kanun Cumhurbaşkanı'na, bu bent kapsamındaki yüzde elli oranını sıfıra kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetki tanımıştır. Bu, söz konusu teşvikin yüzde sıfır ile yüzde yüz arasında politika kararıyla şekillendirilebileceği anlamına gelmektedir.
B. GİB Özelgesi: İndirimden Yararlanma Başlangıç Tarihi
Uygulamada sıkça sorulan sorulardan biri, KVK 10/1-(i) indiriminin hangi tarihten itibaren kullanılabileceğine ilişkindir. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından 12 Temmuz 2024 tarihinde verilen özelge (No. 84098128-125[10-2024/1]-405391) bu soruya net bir yanıt sunmaktadır.
Söz konusu özelgede, indirimden yararlanabilmek için katılımcı belgesinin alınmış olması gerektiği ve indirimin uygulanmasının katılımcı belgesinin temin edildiği, yani İFM Portalında elektronik olarak düzenlendiği tarihten itibaren başlayacağı vurgulanmıştır. Özelgede ayrıca katılımcı belgesinin, Yönetmelik'in 10. maddesi gereğince düzenlendiği tarihten itibaren hüküm ifade ettiği de açıkça belirtilmiştir.
Önemli Pratik Not: İFM Portalında katılımcı belgesi düzenlendiği tarihten önceki hesap dönemine ait faaliyetlere bu indirim uygulanamaz. Bölgede ofis kiralama sürecini tamamlamış ancak henüz katılımcı belgesi almamış şirketlerin bu hususu dönem başlangıcında göz önünde bulundurması kritik öneme sahiptir.
4. İFM Yönetmeliği: CB Kararı No. 7364
A. Yönetmeliğin Hukuki Dayanağı ve Amacı
6 Temmuz 2023 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile kabul edilen ve 7 Temmuz 2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan İFM Yönetmeliği (CB Kararı No. 7364), 7412 sayılı Kanun'un uygulanmasına dair usul ve esasları belirlemektedir. Yönetmelik; İFM'nin yönetimi ve işletilmesi, katılımcı belgesi süreçleri ve tek durak büronun işleyişini kapsamlı biçimde düzenlemektedir.
B. Yönetici Şirket ve Görevleri
İFM'nin günlük işletiminden sorumlu kuruluş, Türkiye Varlık Fonu tarafından kurulan TVF İFM Gayrimenkul İnşaat ve Yönetim Anonim Şirketi'dir. Yönetici şirket, özel hukuk hükümlerine tabi olarak faaliyet göstermekte olup görev ve yetkileri Yönetmelik'in beşinci maddesinde kapsamlı biçimde sıralanmıştır. Bu görevler arasında İFM'nin kuruluş amacına uygun işleyişini sağlamak, tüm altyapı ve üstyapıyı işletmek, yönetim planı ve işletme projesini hazırlamak ve tapu siciline tescil ettirmek, kiralama işlemlerini münhasır yetki ile yürütmek, ortak kullanım alanlarını yönetmek ve proje bütünlüğünü korumak sayılabilir. Yönetici şirketin İFM yönetimine ilişkin bu yetkileri, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi yıl süreyle devam edecektir.
C. Katılımcı Belgesi Süreci: Başvurudan Onaya
Yönetmelik, katılımcı belgesi sürecini ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Süreç; İFM Portalı üzerinden elektronik başvuruyla başlamakta, belgelerin incelenmesi ve değerlendirme aşamalarından geçmekte, nihayet belgenin düzenlenmesi veya başvurunun reddedilmesiyle sonuçlanmaktadır.
Başvuru yapabilmek için katılımcı adayının, İFM'de yürüteceği faaliyetlere ilişkin tüm kamusal izin süreçlerini tamamlamış olması gerekmektedir. Ancak finansal faaliyet izni alınabilmesi için kira sözleşmesinin zorunlu tutulduğu hallerde sıralama tersine çevrilebilmektedir: Bu durumda adaylar önce kira sözleşmesi akdedip ardından faaliyet izni süreçlerini tamamlayabilmektedir.
Başvurular; kalkınma planı, orta vadeli program, yıllık program ve İFM stratejik öncelikleri doğrultusunda değerlendirilmektedir. Finansal hizmetlerin yanı sıra emtia ticareti ve lojistik, denetim ve muhasebe hizmetleri, enerji ve sağlık teknolojileri, bölgesel hazine merkezleri, yeşil finans ve sürdürülebilir finans faaliyetleri öncelikli değerlendirme kapsamındadır.
D. Katılımcı Belgesinin Askıya Alınması ve İptali
Katılımcı belgesi dinamik bir belge niteliği taşımakta olup belirli koşulların gerçekleşmesi hâlinde askıya alınabilmekte veya iptal edilebilmektedir. Bu hususların iyi anlaşılması hem mevcut katılımcılar hem de potansiyel yatırımcılar açısından büyük önem taşımaktadır.
Askıya alma durumu, katılımcının faaliyet izninin geçici olarak durdurulması hâlinde ilgili kurumun Finans Ofisi'ne eş zamanlı bildirim yapmasıyla kendiliğinden gerçekleşir. Belgesi askıya alınan katılımcı, askı süresince tüm teşvik, indirim, istisna ve muafiyetlerden yararlanamaz; bununla birlikte faaliyet izni yeniden geçerli olduğunda katılımcı belgesi de otomatik olarak etkin hâle gelir.
İptal hâlleri şu dört durumda gerçekleşir: Kira sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi, faaliyet izninin iptali, belgesi düzenlenmesine esas koşulların sonradan kaybedilmesi ya da gerçeğe aykırı beyanla belge alınmasının tespit edilmesi ve vergi kimlik numarasının değişmesi. Katılımcı belgesi iptal edilen katılımcılar, iptal tarihinden itibaren yüz seksen gün geçmeden yeniden başvuru yapamamaktadır.
Önemli Teknik Nokta — Vergi Kimlik Numarası Değişikliği:
Vergi kimlik numarasının değişmesi, katılımcı belgesinin iptaline yol açan hallerden biridir. Bu durumda katılımcının, değişiklik tarihinden itibaren otuz gün içinde yeni vergi kimlik numarasıyla yeniden başvuru yapması zorunludur. (Yönetmelik md. 16/4)
E. Tek Durak Büro: Bürokratik Süreçlerin Hızlandırılması
İFM'nin rekabetçiliğini destekleyen idari altyapının temel taşlarından birini tek durak büro oluşturmaktadır. Bu yapı; katılımcıların ve katılımcı adaylarının faaliyet izinleri, ruhsat ve lisans başvuruları ile çalışanlarına ilişkin izin ve onay süreçlerini hızlandırmak amacıyla kamu kurumlarının ilgili birimlerini çatısı altında toplayan merkezi bir koordinasyon mekanizmasıdır.
Tek durak büroda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile gerektiğinde bunların bağlı kuruluşları ve ilgili ilçe belediyesi temsilcileri görev yapmaktadır. Tek durak bürodaki yönlendirme ve bilgilendirme hizmetleri ücretsizdir; ancak lisans ve ruhsat işlemleri için mevzuatta öngörülen harç ve vergi yükümlülükleri saklıdır.
5. Yabancı Para Birimiyle Defter Tutma: VUK Tebliğ No. 569
A. Yasal Dayanak ve Tebliğin Amacı
İFM'ye sağlanan özel düzenlemeler arasında en dikkat çekici ve uygulamada en fazla soru işareti yaratan konulardan biri, yabancı para birimi cinsinden defter tutma imkânıdır. 7412 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrası, katılımcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelerin yabancı para birimiyle tutulabilmesi ve düzenlenebilmesine ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı'na özel düzenleme yetkisi tanımıştır.
Bu yetkiye dayanılarak hazırlanan VUK Genel Tebliği Sıra No. 569, 26 Eylül 2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Tebliğ, İFM'de faaliyet gösteren katılımcıların defter kayıtlarını Türk lirası dışında yabancı para birimi cinsinden tutabilmelerine ilişkin usul ve esasları belirlemektedir.
B. Kimler Yararlanabilir?
Tebliğ'in 3. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu imkândan yararlanabilecek katılımcılar iki gruba ayrılmaktadır.
Birinci grup, faaliyetleri münhasıran 7412 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrasında sayılan indirim ve istisnalara esas teşkil eden faaliyetlerden veya KVK 10/1-(i) kapsamındaki transit ticaret faaliyetlerinden oluşan katılımcılardır. Bu grup, 2025 hesap döneminden itibaren (özel hesap dönemi için 2025 yılında başlayan dönemden itibaren) TCMB tarafından günlük kur belirlenen herhangi bir yabancı para birimi ile defter tutabilecektir. Bu gruptaki katılımcılar, ayrıca başvuru yapmaksızın yalnızca seçtikleri para birimini bağlı oldukları vergi dairesine bildirmek suretiyle bu haktan yararlanabilmektedir.
İkinci grup ise faaliyetleri birinci fıkra kapsamındakilerden farklı olarak farklı faaliyetleri de bulunan ya da karma yapıda çalışan katılımcılardır. Bu grup, bölge içerisindeki şubelerine münhasır olmak üzere yabancı para birimi ile defter tutmak için Gelir İdaresi Başkanlığına yazılı başvuru yapmak zorundadır. Başvuruda bulunabilmek için ek koşullar öngörülmüştür.
Başvuru Koşulları (İkinci Grup — Karma Yapılı Katılımcılar):
a) Başvuru tarihi itibarıyla sermayenin en az %30'unun ikametgâhı, kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kişilere ait olması,
b) Başvurudan önceki en yakın hesap dönemi sonunda, bölgedeki faaliyetlerden elde edilen gelirlerin en az %30'unun transit ticaret/finansal hizmet ihracatı faaliyetlerinden oluşması.
Not: İlk defa işe başlayan katılımcılar için (b) bendindeki gelir şartı aranmaz.
C. Kur Çevirme Kuralları
Yabancı para birimi ile defter tutulması hâlinde, farklı para birimleri cinsinden gerçekleştirilen işlemlerin defterlere kaydedilebilmesi için belirli çevirme kurallarının uygulanması gerekmektedir. Bu kuralların pratik uygulamasını kolaylaştırmak amacıyla Tebliğ dört somut örnek içermektedir.
Temel kural şudur: Türk lirası işlemlerde işlemin gerçekleştiği günkü TCMB döviz alış kuru kullanılacaktır. Defterlerin tutulduğu para birimi dışındaki başka yabancı para birimlerinde yapılan işlemlerde ise işlem günündeki TCMB çapraz kurları esas alınacaktır.
Tebliğ Örnek 1 — USD Defter, EUR Fatura:
İFM'de defter kayıtlarını ABD doları cinsinden tutan (A) A.Ş. adına 20/8/2026 tarihinde Avro cinsinden fatura düzenlenmiştir. (A) A.Ş. faturanın düzenlendiği tarihteki TCMB Avro/Dolar çapraz kurunu kullanarak Avro tutarını ABD dolarına çevirecek ve defterlere bu şekilde kaydedecektir.
Tebliğ Örnek 2 — EUR Defter, Çapraz Kur Yok:
Defterlerini Avro cinsinden tutan (B) A.Ş. adına 9/9/2026 tarihinde Rumen leyi cinsinden fatura düzenlenmiştir. TCMB, Rumen leyi/Avro çapraz kuru belirlememektedir. Bu durumda (B) A.Ş.; önce TCMB döviz alış kurunu kullanarak Rumen leyi tutarını TL'ye çevirecek, ardından TL tutarını aynı günün Avro alış kuruyla Avro'ya çevirerek deftere kaydedecektir.
D. Para Birimi Değişikliği Kuralları
Yabancı para birimi ile defter tutmaya başlanmasıyla birlikte bu para biriminden ilk kayıt yapılan hesap dönemi dahil olmak üzere üçüncü hesap döneminin sonuna kadar başka bir yabancı para birimine geçilemeyecektir. Örneğin 2026 hesap döneminde Avro cinsinden defter tutmaya başlayan bir katılımcı, 2028 dönemi de dahil üç yıl boyunca farklı bir yabancı para birimine geçemez; ancak 2029 döneminden itibaren serbestçe geçiş yapabilir.
Yabancı para birimi kullanımından Türk lirasına geçmek ise takip eden hesap döneminin başından itibaren mümkündür; ancak Türk lirasına geçtikten sonra üç hesap dönemi boyunca Türk lirası ile defter tutma zorunluluğu devam eder. Öte yandan, dönem içinde katılımcı belgesinin iptal edilmesi hâlinde mükellef takip eden hesap döneminin başından itibaren Türk lirası ile defterlere dönmekle yükümlüdür.
E. Beyanname Tekniği
Yabancı para birimi cinsinden kayıt tutan katılımcılar, beyannamelerini ve beyanname eki bilanço ile gelir tablolarını, beyannamenin verilmesi gereken ayın ilk gününün TCMB döviz alış kuru dikkate alınmak suretiyle Türk lirasına çevirerek sunacaklardır. Geçici vergi dönemleri için ise geçici vergi beyannamesinin verilmesi gereken ayın birinci günündeki kurlar esas alınacaktır.
Tebliğ Örnek 4 — Rus Rublesi ile Defter Tutan Kurumun Beyannamesi:
2025 döneminden itibaren defter kayıtlarını Rus rublesi cinsinden tutan (D) A.Ş., 2025 dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesini 2026 yılının Nisan ayının birinci günündeki TCMB Rus rublesi alış kurunu dikkate alarak Türk lirası cinsinden verecektir.
Beyannameye konu verginin ödenmesi, mahsubu ve iadesi işlemlerinde de Türk lirası esas alınacaktır. Bu hüküm, yabancı para biriminin yalnızca muhasebe kaydı düzeyinde bir kolaylık sunduğunu; vergi hesaplaması ve ödemesinin Türk lirası üzerinden yapılmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır.
6. Ortak Düzenlemeler ve Yabancı Personel İstihdamı
A. Türkçe Dil Zorunluluğunun Kaldırılması
7412 sayılı Kanun'un yedinci maddesinin ikinci fıkrası, İFM katılımcılarına önemli bir ticari kolaylık sağlamaktadır. Buna göre katılımcıların kendi aralarında ve İFM'de yürüttükleri faaliyetler kapsamında düzenlenen her nevi muamele, mukavele ve muhabere hakkında 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun'un birinci ve üçüncü maddeleri uygulanmayacaktır. Bu, özellikle yabancı yatırımcıların tercih ettiği İngilizce veya başka bir yabancı dilde akdedilen sözleşmelerin İFM bünyesinde geçerli sayılacağı ve bu nedenle Türkçe ayrıca bir sözleşme düzenlenmesine gerek bulunmadığı anlamına gelmektedir.
B. Hukuk Seçimi Serbestisi
Kanun'un aynı maddesinin üçüncü fıkrası, uluslararası ticaret hukukunun temel ilkelerinden birini İFM için açıkça güvence altına almaktadır. Katılımcıların kendi aralarında İFM'de yürüttükleri faaliyetler kapsamında, faaliyetlerinin tabi olduğu mevzuata aykırı olmamak kaydıyla, özel hukuka tabi yaptıkları her nevi işlem ve sözleşmelerde serbestçe hukuk seçimi yapılabilecektir. İngiliz hukuku başta olmak üzere uluslararası finans çevrelerinde yaygın biçimde tercih edilen yabancı hukuk sistemlerinin İFM'deki sözleşmelere uygulanabilmesi, küresel yatırımcılar için son derece cazip bir düzenleme niteliğindedir.
C. Yabancı Uyruklu Personel İstihdamı
İFM'de faaliyet gösterecek katılımcılar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu gereğince düzenlenen çalışma izni ile yabancı uyruklu personel çalıştırabilmektedir. Bu çalışma izni başvuruları, 6735 sayılı Kanun'un 16. maddesi çerçevesinde istisnai olarak değerlendirilmekte; dolayısıyla normal başvuru süreçlerinin önünde tutulmaktadır.
Çalışma izni başvurusu, katılımcı belgesi düzenlenen gerçek veya tüzel kişi tarafından e-Devlet üzerinden yapılmaktadır. Başvuru sürecinde gereken teknik ve idari destek tek durak büro bünyesinde sağlanmaktadır. Yurt içinden yapılacak başvurularda ise yabancı personelin geçerli vize, vize muafiyeti veya ikamet iznine sahip olması gerekmektedir.
7. Taşınmazlara İlişkin Özel Düzenlemeler
A. Kullanım Amacı Bağlılığı
İFM'deki taşınmazlar, yalnızca yönetim planında ve işletme projesinde belirlenen amaçlar doğrultusunda kullanılabilmektedir. Bu kural, İFM'nin proje bütünlüğünü ve amacına uygun kullanımını güvence altına almaya yönelik olup taşınmazlar üzerindeki tasarruf haklarını kısıtlayan nitelikte bir düzenlemedir. Taşınmaz malikleri tarafından bina dış cephesini veya altyapıyı ilgilendiren tadilatlar ile kiracılar tarafından yapılacak her türlü tadilat, proje hazırlanması ve yönetici şirketin ön izninin alınması koşuluna bağlanmıştır.
B. Kira Sözleşmesi ve Katılımcı Belgesi İlişkisi
İFM hukuki mimarisinde kira sözleşmesi ile katılımcı belgesi arasında sıkı bir bağ kurulmuştur. Kira sözleşmesinin sona ermesi, katılımcı belgesinin iptaline yol açarken; katılımcı belgesinin herhangi bir nedenle iptal edilmesi de kira sözleşmesinin kendiliğinden sona ermesini doğurmaktadır.
Kira sözleşmesi tapuya şerh edilmişse, katılımcı belgesinin iptalinden sonra yönetici şirketin talebiyle şerh terkin edilmektedir. Sona eren kira sözleşmelerine konu taşınmazların tahliyesinde ise 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaktadır.
C. GİB Özelgesi: Cins Tashihi Harcı Muafiyeti
Konuya ilişkin GİB özelgesi (No. E-64597866-140-25911, tarih: 13.12.2023), TVF İFM Gayrimenkul İnşaat ve Yönetim AŞ bünyesinde İFM Projesi kapsamında faaliyet gösteren bir kuruluşun cins tashihi harcından muaf olup olmayacağı sorusunu yanıtlamaktadır.
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen bu özelgede şu sonuca ulaşılmıştır: Şirketin, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ ve Türkiye Varlık Fonu tarafından ya da hakim hissedar olarak bu kuruluşlarca kurulan şirketlerden olması durumunda, İstanbul Finans Merkezi Projesi kapsamındaki taşınmazlara ait 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (4) sayılı tarifenin I/13-a fıkrasında düzenlenen cins tashihi harcının aranılmaması gerekmektedir.
8. GİB Özelgelerinin Önemi ve Pratik Çıkarımlar
A. Özelgelerin Hukuki Niteliği ve Bağlayıcılığı
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 413. maddesine dayanılarak verilen özelgeler, başvuruda bulunan mükellef nezdinde koruyucu işlev görmektedir. Özelgeye uygun hareket edilmesi hâlinde bu fiillerden dolayı vergi tarh edilmesi gerekirse ceza kesilmeyecek ve gecikme faizi hesaplanmayacaktır. Bununla birlikte, inceleme veya yargı ya da uzlaşma sürecinde konuya ilişkin yanlış bilgi verilmiş olması durumunda özelge geçerliliğini yitirmektedir.
B. İncelenen Özelgelerin Sentezi
Bu çalışmada incelenen iki özelge, İFM uygulamasının iki kritik boyutunu aydınlatmaktadır.
Birinci özelge (tarih: 13.12.2023, konu: cins tashihi harcı), TVF şirketler grubunun tamamına harç muafiyetinin uygulanabileceğini net biçimde ortaya koymuş; geçmişe etkili muafiyet hükmünü de pekiştirmiştir. Bu özelge, İFM altyapısına yatırım yapan ve taşınmaz dönüşüm işlemleri gerçekleştiren kuruluşlar açısından önemli mali yükten kurtulma imkânı sunmaktadır.
İkinci özelge (tarih: 12.07.2024, konu: KVK 10/1-i indirimi başlangıç tarihi) ise uygulamada en çok karışıklık yaratan soruya yanıt vermektedir. Bölgede hazırlıklar yürüten, ön incelemeyi tamamlayan ve ofis kiralayan ancak henüz katılımcı belgesi almamış şirketler, bu faaliyet dönemlerine ait transit ticaret kazançlarına indirim uygulayamamaktadır. İndirim hakkı, İFM Portalında katılımcı belgesinin elektronik olarak düzenlendiği tarihten itibaren başlamaktadır.
Pratik Sonuç: Yıl içinde İFM'ye taşınan bir şirketin, katılımcı belgesini yıl başında değil Haziran ayında almış olması durumunda, Ocak-Mayıs dönemine ait transit ticaret kazançlarına indirim uygulanamaz. Bu nedenle taşınma ve belge edinme süreçlerinin olabildiğince yılın başına taşınması vergisel optimizasyon açısından kritik önem taşımaktadır.
9. Güncel Gelişmeler: Yeni Teşvik Genişleme Paketi
Önemli Not: Aşağıdaki Düzenlemeler Henüz Yasalaşmamıştır
Bu bölümde ele alınan düzenlemeler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 'Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı' kapsamında kamuoyuyla paylaşılmış olup yazının hazırlandığı tarih (Nisan 2026) itibarıyla henüz kanunlaşmamıştır. Söz konusu düzenlemeler, Meclis sürecinin ardından yürürlüğe girecektir. Bu nedenle aşağıdaki bilgiler, yaklaşan değişikliklere hazırlık amacıyla bilgi amaçlı sunulmaktadır.
A. İFM'deki Transit Ticaret İndirimi: %50'den %100'e
Mevcut mevzuat kapsamında KVK 10/1-(i) uyarınca İFM bünyesinde yürütülen transit ticaret faaliyetlerinden elde edilen kazancın yüzde ellisi kurum kazancından indirilebilmektedir. Açıklanan pakete göre bu oran yüzde yüze çıkarılarak söz konusu faaliyetlerden elde edilen kazançlar kurumlar vergisinden tamamen istisna tutulacaktır.
Bu değişiklik, İFM'nin uluslararası emtia ticareti ve aracılık merkezi olarak konumlanması açısından son derece anlamlı bir adım niteliğindedir. Özellikle kıymetli maden ticareti, enerji emtiası ve tarımsal ürün aracılığı gibi alanlarda faaliyet yürütmek isteyen uluslararası kuruluşlar için İFM'yi rakip finans merkezlerine kıyasla ciddi biçimde cazip kılacaktır.
B. İFM Dışı Transit Ticaret Teşviki: Tamamen Yeni Bir Pencere
Belki de paketin en çarpıcı unsuru, teşvikin İFM sınırlarının dışına taşınmasıdır. Açıklanan düzenlemeye göre İFM dışında da transit ticaret faaliyetlerinde bulunan kurumların bu kazançlarının yüzde doksan beşi vergi dışı bırakılacaktır.
Bu düzenleme, İFM katılımcısı olmayan ancak yurt dışından mal satın alıp Türkiye'ye getirmeksizin yurt dışında satan ya da bu işlemlere aracılık eden tüm Türk ve yabancı şirketler için köklü bir değişimi ifade etmektedir. Dünyanın önde gelen transit ticaret merkezleri olan Singapur, Hollanda ve İsviçre'nin benzer vergi avantajlarıyla yarışmayı mümkün kılan bu düzenleme, Türkiye'nin küresel ticaret rotalarındaki stratejik konumunu mali cazip hâle getiren önemli bir politika adımı olarak değerlendirilmektedir.
C. Bölgesel Yönetim Merkezleri İçin Güçlü Teşvikler
Küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımalarını teşvik etmek amacıyla yurt dışı operasyonlardan elde edilen kazançlara güçlü bir vergi avantajı sağlanması planlanmaktadır. Açıklamalara göre, bu kapsamda İFM içinde elde edilen kazançların yüzde yüzü, İFM dışında elde edilenin ise yüzde doksan beşi kurum kazancından indirilebilecektir. Bu imkânın yirmi yıl boyunca sürmesi öngörülmektedir.
Bölgesel merkez teşvikinin uzun vadeli güvence altına alınmış olması, yatırım kararlarında belirleyici bir unsur olan öngörülebilirliği sağlamaktadır. Özellikle Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya operasyonlarını İstanbul'dan yönetmeyi planlayan uluslararası finansal kuruluşlar için bu tablo son derece dikkat çekicidir.
D. Nitelikli Çalışanlar İçin Ücret İstisnası Genişlemesi
Mevcut mevzuatta ücret gelir vergisi istisnasından yalnızca yurt dışında en az beş veya on yıl mesleki tecrübeye sahip kişiler yararlanabilmektedir. Kamuoyuyla paylaşılan pakette bu kapsamın genişletileceği ve bölgesel yönetim merkezlerinde çalışan nitelikli personeli de kapsayacak biçimde yeniden düzenleneceği belirtilmektedir. Ücret istisnasının net oran ve koşulları, kanun tasarısının Meclis sürecinde netlik kazanacaktır.
E. Yurt Dışında Yaşayanlar İçin Özel Vergi Rejimi
Paketin dikkat çeken bir diğer unsurunun, son üç yılda Türkiye'de vergi mükellefi olmayan ve ülkeye gelmeyi tercih eden yabancı yerleşiklere yönelik özel bir vergi rejimi getirmek olduğu açıklanmıştır. Bu kişilerin yirmi yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelir ve kazançları için Türkiye'de vergilendirilmemesi, yalnızca Türkiye kaynaklı gelirlerinin vergilendirme kapsamında tutulması öngörülmektedir. Bunun yanı sıra bu kişiler için veraset yoluyla intikal vergisinin yüzde bir olarak uygulanması da planlanmaktadır.
Bu düzenleme, İFM'ye gelen üst düzey yöneticilerin ve uzmanların ülkemize kalıcı olarak yerleşmesini teşvik etmeyi hedeflemektedir. Buna benzer uygulamaların Portekiz (NHR rejimi), İtalya (sabit vergi rejimi) ve Malta'da başarıyla hayata geçirilmiş olduğu ve önemli miktarda sermaye ve insan kaynağı çektiği bilinmektedir.
F. Değerlendirme: Mevcut Paket ile Yeni Öneriler Arasındaki Fark
Mevcut 7412 sayılı Kanun ile açıklanan ancak henüz yasalaşmamış önerilerin kıyaslamasını aşağıdaki tabloda özetlemek mümkündür. Bu tablo, uygulamacıların mevcut durumu ve olası değişiklikleri karşılaştırmalı biçimde kavramasına yardımcı olmak amacıyla oluşturulmuştur.
|
Konu |
Mevcut Durum (Yürürlükte) |
Yeni Öneri (Henüz Yasalaşmadı) |
|
İFM'de Finansal Hizmet İhracatı KV İndirimi |
2022-2031 dönemi: %100 Sonrası: %75 |
Değişiklik öngörülmemiştir; mevcut avantaj korunmaktadır. |
|
İFM'de Transit Ticaret İndirimi (KVK 10/1-i) |
Kazancın %50'si indirilebilir. |
Kazancın %100'ü indirilebilecek. (Fiilen kurumlar vergisinden tam muafiyet) |
|
İFM Dışı Transit Ticaret İndirimi |
Herhangi bir teşvik uygulanmamaktadır. |
Kazancın %95'i vergi dışı bırakılacak. (Türkiye'nin ilk genel transit ticaret teşviki) |
|
Bölgesel Yönetim Merkezi KV Teşviki |
En az 3 ülkede faaliyet koşuluyla İFM 6. madde avantajları (finansal hizmet ihracatı kapsamında) geçerlidir. |
İFM içi kazancın %100'ü; İFM dışı kazancın %95'i indirilebilecek. Süre: 20 yıl güvenceli. |
|
Nitelikli Yabancı Personel GV İstisnası |
5+ yıl tecrübe: %60 istisna 10+ yıl tecrübe: %80 istisna (Son 3 yıl Türkiye'de çalışmama şartı) |
Kapsam genişletilmesi öngörülmüştür; oran ve koşullar Meclis sürecinde netleşecektir. |
|
Yurt Dışı Yerleşikler İçin Özel Rejim |
Mevcut düzenlemede böyle bir statü bulunmamaktadır. |
Son 3 yıl Türkiye'de mükellef olmayanlara yurt dışı kaynaklı gelirler 20 yıl boyunca vergiden muaf tutulacak. Veraset vergisi: %1. |
|
BSMV İstisnası |
Finansal hizmet ihracatı işlemleri BSMV'den istisnadır. |
Değişiklik öngörülmemiştir. |
|
Harç ve Damga Vergisi Muafiyeti |
Finansal hizmet ihracatı ve kiralama işlemlerinde harç ve damga vergisi muafiyeti uygulanmaktadır. |
Değişiklik öngörülmemiştir. |
|
Yabancı Dövizle Defter Tutma |
Münhasır katılımcılar: Bildirimle mümkün. Karma yapılı katılımcılar: GİB iznine tabi. |
Değişiklik öngörülmemiştir. |
Tablo Notu: Koyu renk ile ifade edilenler yeni/genişleyen teşvikleri, italik mevcut ama değişecek durumları göstermektedir. Yeni öneriler Nisan 2026 itibarıyla Meclis'e sevk edilmemiş olup içerik değişikliğe açıktır.
10. Sonuç ve Pratik Tavsiyeler
Bu çalışma boyunca ele alınan hukuki çerçeve, İFM'nin yalnızca bir inşaat projesi olmadığını; Türkiye'nin küresel finans mimarisindeki konumunu köklü biçimde yeniden tanımlamaya yönelik kapsamlı bir politika mimarisi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. 7412 sayılı Kanun, İFM Yönetmeliği, VUK Genel Tebliği No. 569 ve GİB özelgeleri bir bütün olarak okunduğunda, İFM'nin sunduğu avantajların ne denli çok katmanlı ve birbirini tamamlayıcı bir yapıya sahip olduğu görülmektedir.
Bu noktada uygulamacılara yönelik pratik sonuçları şöyle özetlemek mümkündür.
Katılımcı belgesi sürecine mümkün olan en erken aşamada başlanmalıdır. Yıl içinde faaliyet başlatmayı planlayan şirketlerin, katılımcı belgesi alınmadan önceki dönemlere ait kazançlara indirim uygulanamaması nedeniyle belge edinme sürecini olabildiğince yılın başına çekmeleri vergisel optimizasyon açısından kritik önem taşımaktadır.
Finansal hizmet ihracatı kapsam analizi titizlikle yapılmalıdır. KVK ve İFM Kanunu kapsamındaki indirimlerden yararlanılabilmesi için faaliyetin finansal hizmet ihracatı ya da münhasır transit ticaret niteliği taşıması gerekmektedir. Karma faaliyetlerin bulunması hâlinde ayrıştırma çalışması titizlikle yapılmalı; aksi takdirde indirimden yararlanamama ya da sonradan tarhiyatla karşılaşma riski söz konusu olabilecektir.
Yabancı para birimi seçimi stratejik bir karar olarak ele alınmalıdır. VUK Tebliği No. 569 kapsamında seçilecek para birimi, kurumun döviz riskini, muhasebe altyapısını ve KDV/stopaj uygulamalarını doğrudan etkileyecektir. İlk seçimden sonra en az üç hesap dönemi geçmeden değişiklik yapılamayacağı göz önünde bulundurulduğunda bu karar uzun vadeli bir perspektifle verilmelidir.
İFM'deki vergi kimlik numarası değişiklikleri anında bildirimine yapılmalıdır. Birleşme, bölünme veya tür değişikliği gibi kurumsal dönüşüm süreçlerinde ortaya çıkabilecek vergi kimlik numarası değişikliği, katılımcı belgesinin iptaline yol açmaktadır. Bu tür durumlarda otuz günlük yeniden başvuru süresi kaçırılmamalıdır.
Öngörülen yasal değişiklikler yakından izlenmelidir. Henüz yasalaşmamış olmakla birlikte Cumhurbaşkanı tarafından kamuoyuyla paylaşılan teşvik genişleme paketi, özellikle transit ticaret konusunda köklü değişiklikler getirmeyi öngörmektedir. Şirketlerin bu değişiklikleri yakından takip etmesi ve olası yapılandırma fırsatlarını şimdiden değerlendirmesi büyük önem taşımaktadır.
İFM, henüz olgunlaşma sürecinde olan ve her geçen yıl yeni düzenlemeler ve özelgelerle şekillenen dinamik bir hukuki ekosistemdir. Bu nedenle söz konusu alanda faaliyet gösterecek veya göstermekte olan kuruluşların konuya hâkim uzman mali müşavir ve hukuk danışmanlarıyla çalışması hem vergisel optimizasyon hem de olası risklerden korunma açısından büyük önem taşımaktadır.
Kaynakça
- 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu (RG: 28.06.2022 / 31880)
- Cumhurbaşkanı Kararı No. 7364 — İstanbul Finans Merkezi Yönetmeliği (RG: 07.07.2023 / 32241)
- 7573 sayılı Kanun — 7412 sayılı Kanun'da Değişiklik (RG: 29.01.2026)
- VUK Genel Tebliği Sıra No. 569 (RG: 26.09.2024 / 32674)
- GİB Özelgesi No. E-64597866-140-25911 — Cins Tashihi Harcı (13.12.2023, Büyük Mükellefler VDB)
- GİB Özelgesi No. 84098128-125[10-2024/1]-405391 — KVK 10/1-i İndirimi (12.07.2024, İzmir VDB)
- 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, Madde 10/1-(i)
- 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği — Bölüm 10.7
- Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı' Konuşması (Dolmabahçe, 2025)
Kaynak: Lebib Yalkın Aylık Mevzuat Dergisi Haziran Sayısı 2026
Yazar: Samet Hacısalihoğlu
